Senaryo Gereği Deniz Kenarından Bahsedilemeyen Bir Şiir / Olcay Özmen

Senaryo Gereği Deniz Kenarından Bahsedilemeyen Bir Şiir

 

Bulutların yan yana geldiğini

Gürlediğini

Yağmurun yağdığını görmekle, ıslanmakla açılıyor bu şiir.

(Islanmanın bir çağrışım olduğunu yanından ayırmamalı okur.)

 

Gökkuşağının her zaman çıkmadığını da, ardından yağmurun.

(İçinden rastgele bir rengin geçtiği:

Burada renk skalasından biri seçilerek

Yönlendirilmeye çalışılmayacaktır okur.)

 

Karşılığını bulmakla geçiyor zamirlerin.

Gültepe diye bir semt var.

Yokuş aşağı adamların çıktığı.

Zamirlerin niyetini bazı mahallelerde daha iyi anlarsınız.

 

Sayfiyenin hâkim olduğu şehirlerden de bahsedilmeyecek.

Açlığın, hegemonyanın, düzensizliğin düzen olduğu

Bir kır fikri de yok.

Nasıl olsun ki.

 

Büyümenin çatı katları var.

Çatı katlarında hep küçük pencereler.

Allaha bunca yakın olup güneşin az girdiği daireler.

(Çatı katlarındaki yarımlığın çağrışımları da unutulmamalı.)

 

Metindeki niyetini çok da belli etmemeli şair.

 

Yağmurun dinmesiyle bitsin o halde.

Sana ait bir gök fikrinde sana dair bir gökkuşağı da belirmişti sayfanın sonunda.

Tek bir farkla: Yazarından çıktığından olsa gerek,

Yazarın niyetiyle okurun ‘son duygusu’ uyuşmuyordu.


 

(Kurgu gereği bir deniz kenarı da dâhil edilecekti.

Yaşadığımız günlerin ağırlığından

Çok uygun görülmedi bu düşünce.

Zaman ilerledi –ki zaman hiç durağan değildir, hep ilerler-

Bir şiirde Foça’dan anlatmanın

Ne ilgisi olabilirdi ki,

Kanla, kapatılmayla, taş fırlatmayla, saklambaç oynayamamakla.)

 

 (Bir de gidip deniz kenarındaki çay bahçelerinde şiir bitirenler olacaktı bir yerlerde.)

Bu İçeriği Sosyal Medyada Paylaşın
Facebook'ta Paylaş    Twitter'da Paylaş   


 

Kullanıcı Yorumları ( Yorum Ekle )

 

Henüz bir yorum yapılmamış